Antika halı alan yerler bünyan halı 0538 662 89 48 Bünyen halı

Bünyan halı kilim alınır satılır değerinde alınır.

Antika eşya alanlar eski halı alan yerler

Antika eşya alanlar antika halılarınız alır

[TÜRK HALICILIĞI, KÖKENLERİ VE BÜNYAN HALILARI

Anadolu’ya Türkmen ve Yörük aşiretleri aracılığıyla girip, Türk tarihinde en az 4 bin yıldan bu yana ince ve derin bir zevkin, yeteneğin ve ustalığın ürünü olan halılar için her rengin, her motifin, suyun bir dili ve mesajı bulunuyor. Kırmızı renk dostluğu, sevgiyi, mavi umudu, yeşil ayrılığı, sarı nazarı dile getiriyor. Eli belinde motifi doğurganlığı, koç boynuzu motifi gücü, yiğitliği, üretmeyi, çengel motifi kem gözden nazarlardan korunmayı, turna katarı birlikteliği, üçgen motifi izdivacı, bukağı motifi bağlılığı, el motifi bereketi dile getiriyor. Satmak istediğiniz halılarınız varsa 0538 662 89 48

Halılar üzerinde araştırmalar henüz çok yeni olmasına rağmen elde edilen bilgiler halıcılığın doğduğu yerin Orta Asya Türklerinin yaşadığı bölgeler olduğunu göstermiştir. Avcı göçebe olarak yaşayan bu kavimler ilk zamanlar avladıkları hayvanların postlarını kullanıyorlardı. Fakat daha sonra çoban göçebe haline gelince, hayvanların yünlerinden elde ettikleri yün iplikleri, uçları dışarı doğru sarkar şekilde düğümleyerek, suni post yapmak yönünde bir dokumaya gittiler. Bu şekilde düğümlü halıların en ibtidâi şekli keşfedilmiş oldu. Desenin ortaya çıkması için bu sarkan uçların kesilmesi gerekliydi. Bunun ne zaman olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Ancak daha sonra çok büyük gelişme gösterecek olan düğümlü halı tekniğinin ilk olarak Orta Asya’da Türklerin bulunduğu bölgede gelişmeye başlamış olması çok önemlidir. Son yıllarda Sibirya’da Altayların eteklerinde Pazırık Kurganlarından beşincisinde, Rus arkeoloğu tarafından bulunmuş olan bir halı, özellikleri ile dikkati çeker. M.Ö. 5-3. y.y. yapıldığı tahmin edilen bu halı kurganın içine dolan suların donarak buzul haline gelmesi ile muhafaza edilerek zamanımıza kadar gelmiştir.1,83 X 2 m boyutlu kareye yakın halı “ Gördes Türk Düğümü “ yapılmış olup dm² de 3600 düğüm vardır. Pazırık bölgesinden bulunan bu halı bordürlerinde görülen gnifon, sığın geyiği süvari figürleri ile zeminedeki Lotus-Palmetli kare dolgular halı desenindeki çeşitli etkiler gösterecek yönde değerlendirilmektedir.

Orta Asya Türk boyları halılarda kullandıkları motifler genelde hayvan motiflerinden at motiflerine, hayvanların boğuşurken gösteren süslemelere yer verdikleri ayrıca savaş aleti olarak kullandıkları ok, yay, mızrak ve buna benzer aletlerin motif olarak kullanıldığı kurgun bulgularından anlaşılmaktadır. Türkler ana yurtlarından sahip oldukları kültür unsurlarını göç ettikleri bölgelere taşımışlardır. Günümüzde bu gelişimin izlerini halı motifleri üzerinde takip edebileceğimiz gibi Göktürk Kitabelerinden Anadolu’da bulunan mezar taşlarına kadar güçlü Orta Asya kökenli kültür unsurlarının yansımalarını görmek mümkündür. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan hocanın belirttiği gibi Ahlat Selçuk mezarlığı beşik veya sivri balbalları andıran mezar taşları yöreye Kırgız ve Yenişey havalisini andıran bir görünüm kazandırmaktadır.

Avanos halıları
Nevşehir’in Avanos ilçesine gidenleri, tezgahı başında halı dokuyan genç kızların yer aldığı heykel karşılar. Heykelin üst bölümünde çömlek yapan usta bulunur. Günümüzde turistik önem kazanıp yapımı şova dönüşen çömlekçilik hala yaygın ama Avanos halıcılığı çeşitli nedenlerle kaybolmaya yüz tutmuş. Hiçbir eğitim görmeden, nineden toruna devam edip 10-11 yaşlarında tezgah başına geçen genç kızlar, çeyizleri için bile en az 6-7 halı dokurken, halı malzemesinin artan fiyatları, yöre halkının turizme yönelmesi gibi nedenlerle halı dokuyan neredeyse kalmamış. Avanos – Ürgüp – Nevşehir halıları şimdi diğer yörelerin halılarını satıyorlar. Eski Avanos, Ürgüp halıları ise ancak koleksiyonerlerde bulunabiliyor.

Ladik halıları
İşsizlik sorunu için bir çare olan ve kadın işi diye bilinen halıcılıkta Ladik’te erkekler bile halı dokuyor. Metrekaresinde 200 bin düğüm bulunan Ladik halısı ürün kalitesiyle olduğu kadar, desenleriyle de ünlenmiş. Ladikli halı üreticileri “Kooperatiflerin güçlenmesi, kredilerin arttırılması, iş kolunda sigorta güvencesi” gibi önlemlerin halı üretimi ve kalitesinin artmasına neden olacağını belirtiyorlar. Üreticiler, saf yün iplik kullanılması ve halının dokunduktan sonra geçirdiği işlemlerin Ladik halısını farklı kıldığını söylüyorlar. Koyun ve kuzulardan elde edilen yapağılar temizlenip iplik fabrikasında çile haline getiriliyor ve elde eğiriliyor. Renk renk boyanan yün çilelerle dokunan halıların dokunması bittikten sonra uzun tüyleri kırkım atölyelerinde kırkılıyor. Daha sonra, tabandaki fazla tüyler yakılıyor, halılar yıkanıyor ve kurutuluyor. Halının yırtılıp deforme olmaması için dövmek, çırpmak yerine, el süpürgesi ile süpürülüp sirkeli suyla silinmesi ve ara sıra güneşlendirilmesi tavsiye ediliyor.

Isparta halıları: Halıcılığın önemli merkezlerinden birisi de Isparta. Halı bahçesi görünümlü kentin il ve çevresinde dokunan halılar, kurulan halı pazarlarında görücüye çıkıyor, yeni sahiplerine kavuşuyor. Metrekaresine biçilen değerle satılan halılar arasında Köş Göbekli, Çamdallı, Beşyıldızlı gibi modeller bulunuyor. Diğer halı merkezlerine oranla santimetrekaresinde daha az düğüm bulunan Isparta halılarının yanısıra Isparta Yarıaçık Cezaevi’nde dokunan halılara “Süper Isparta” adı veriliyor.

Döşemealtı halıları: Antalya sadece turistlerin güneşlendiği bir kent değil. Ülkenin her yerinde olduğu gibi, “dokunan halılar evlere döşendikten sonra pencereden gelen güneş ışınlarıyla bir kısmının solup renk farkı yaratmaması” için halılar, Antalya’nın Toros Dağları eteğinde birçok köyden oluşan Döşemealtı bölgesinde boylu boyunca güneşe seriliyor. Antalya’nın kızgın güneşi, halıların daha çabuk solmasına ve natürleşmesine neden olurken güneş altında bir ay boyunca yeteri kadar kalan halılar bu şekilde gerçek renklerine kavuşuyorlar. Uzaktan halı tarlasını andıran bu görünüm içindeki halılar arasında boyama hatası olanlar bu güneşlenmede ortaya çıkıyor. Daha çok küçük çapta lacivert ve kırmızı rengin hakimiyetindeki, göçebe geleneklerine uygun Döşemealtı halılarında, Mihraplı, Akrepli adı verilen geometrik desenler hakim. Bitki köklerinin kazanlarda kaynatılması sonucu elde edilen renklerle boyanan yünlerin kullanıldığı gerçek Döşemealtı halıları ise yörenin şöhretine şöhret katıyor.

Yağcıbedir halıları:Uçan halı hayal olsa da Yağcıbedir’in konuşan halıları gerçek. Yağcıbedir halılarındaki  ejderha motifi Orta Asya’daki bir efsaneyi, mihrap motifi İslamiyet’e geçişi anlatırken, “aşk dolambacı” motifinde ise halı dokuyan kızların gizemli duyguları bulunuyor. Yıllar önce kullanılan bu motifte sevdalanmış genç kızlar evlenmek istediklerini ailelerine halılara dokudukları ve iki ayrı yöne giden salyangozun bulunduğu aşk dolambacı motifini halıya işleyerek belirtirlermiş. Yağcıbedir halılarındaki ejderha motifi Orta Asya’daki bir efsaneyi, mihrap motifi İslamiyet’e geçişi anlatırken, her motifte ayrı bir duygu, ayrı bir ifade vardır

Balıkesir Sındırgı ilçesi başta olmak üzere Yağcıbedir halısı dokunan çevre köylerde; sık düğümlü, kısa havlı, lacivert, vişne çürüğü ve kirli beyaz renklerin hakimiyetindeki Yağcıbedir halıları beğeni topluyor. Türkmenlerin göçebe oymaklarından olan “Yaycılar” yıllar önce Balıkesir çevresine Bedirhan adlı yöreye yerleşmişler. O yıllarda Yaycıbedir adıyla anılırken, günümüzde bu isim Yağcıbedir olarak değişime uğramış ve dokunan halılara da aynı isim yakıştırılmış.

Balıkesir yakınlarından geçerken karayolunun her iki yanında satış için sergilenen Yağcıbedir halılarının tarihsel motiflerinde Orta Asya’da bir ejderhanın koyun sürüsünü yediğini anlatan efsanevi motifi, çadır, at, mihrap, terazi, halı kenarında kullanılan nazar boncuğu suyu, aşk dolambacı gibi motifler dikkat çekiyor. Boyalık otundan kırmızı, Alahorta kökünden lacivert renk elde ediliyor. Yedi dağdan rengini, yedi iklimden sırrını alan Yağcıbedir halılarının ünü ülke sınırlarını aşıyor.

Kula halıları
Halı dünyasında isminden söz ettiren halı merkezlerinden bir başkası Kula. Zengin koyu kırmızı renk hakimiyetindeki Kula halılarında mavi, lacivert, yeşil ve sarı renklere de rastlanıyor. Şeritler halinde kenar bordürleri, küçük çiçekler, ince şerit çerçeveler Kula halılarının karakteristiğini oluşturuyor. Günümüzde Manzaralı Kula, Vazolu Kula, Yılanlı Kula gibi isimlerle anılıyorlar. Kula’nın halıları kadar köylerinde dokunan canlı renkli kilimleri de ünlü. Kilimden söz etmişken Uşak, Eşme’de dokunan Altınbaş, Toplu, Hürriyet, Albaş, Gıcıklı gibi çeşitleri bulunan geometrik desenli kilimler seyredenlerin içinde coşku yaratıyor, hayranlık uyandırıyor.

Taşkale halıları: Tarihiyle olduğu kadar doğası, el sanatlarıyla önem kazanan Taşkale’de geleneksel motifler Bıçakucu, Amber, Akıtma, Zavrak, Ayna, Lale, Çevrim, Takke, Tarak gibi isimlerle anılıyor. Beş yaşında halı dokuyan çocuklara rastlanan Taşkale’de 500’e yakın halı tezgahı bulunuyor. Karaman koyunundan elde edilen yün, köklü ve yaygın olan “Kızıllar” halısının üretiminde kullanılıyor.

Orta Asya’dan gelen 39 motif ve desenin bulunduğu, sarı-kırmızılı halılar Avrupa boyalarıyla boyanmış yünlerle dokunup, ihraç halılar için özel ilaçlarla soldurma işlemi sonrası antik hava kazandırılarak yurtdışına gönderiliyor. Sipariş üzerine yerli piyasa taleplerini karşılayan Taşkale halı üreticileri, Sirvan modeli halıda keçi tüyü yün ile santimetrekareye 40 – 45 düğüm sığdırabiliyorlar.

Milas halıları:Kendine özgü karakterdeki Milas halıları; “Ada Milas, Patlıcanlı, Cıngıllı Cafer, Gemisuyu, Elikoynunda” gibi isimlerle tanınıyor. Efsaneye göre Ada Milas desenli halı ismi M.Ö. 4’üncü yüzyılda yaşamış olan Karia Kraliçesi Ada’dan geliyor. Bugün Milas çevresinde dokunan halılardaki figür ve motifler geçmişin izlerini taşıyor. Milas halı dokumacılığı, köylerin dokuma özelliği nedeniyle Karacahisar ve Göreme halıları olarak iki gruba ayrılıyor. Karacahisar seccadeleri, Göbekli, Madalyonlu desenlerle dokunup; çiçek yaprağı, dal gibi motiflerle süsleniyor. Zeminlerde beyaz ve kırmızı kullanılırken, seccadeler koyun yünü ve sık düğümlü sağlam halılar olarak tanınıyor. Kahverengi – sarı tonlarının sıkça görüldüğü mihraplı ve mihrapsız Milas halılarının dokunduğu halı tezgahları, özellikle Milas – Bodrum arasındaki bölgede yer alan Bozalan, Gökbel, Aşağı Mazı köylerinde yoğunluk kazanıyor. Kök boya kullanılarak yapılmış olan gerçek Ada Milas halıları için renkler Ege’nin tipik bitkisi Pirenotu, kayısı ve şeftali yaprağından sarı, ceviz yaprağından kahverengi, palamuttan samani kahve, naneden koyu yeşil, çamurda bir hafta yatan yünlerden de siyah elde ediliyor. Tera, karanfil, kedi izi, kösele, çenti motifli halıların çerçevelerine ise su yatağı deniliyor.

Hereke halıları
Metrekaresinde bir milyon düğüm bulunan ve yurtdışında büyük talep gören ipek halılar, ülkemize önemli bir döviz kaynağı oluşturuyor. İpek kozaları bükülerek önce iplik, daha sonra çileler halinde tezgahlara diziliyor, bir başka grup tarafından, halı dokuyanlar için desen çoğaltılıyor. Bir kişinin yılda ancak üç metrekare ipek halı dokuyabildiği bu türde keskin gözlü, sabırlı, hünerli parmaklara sahip hanımlar bir bakıma döviz dokuyorlar. Halı dokumacıları “Halı işi, deli işi” deseler de Hindistan, İran ve Pakistan gibi halıcılıkta söz sahibi ülkelerle yarışan Türk halıcılığı, bu iş kolunda yaşanan tüm olumsuz koşullara rağmen, turizmde yeniden moda ülke olan Türkiye’de istikbal vaadediyor…

BÜNYAN HALISI

Bünyan halıcılığının kökenleri Orta Asya’ya dayanır. Bünyan’a Türklerin kesin olarak hangi tarihlerde geldikleri bilinmemektedir. Ancak Bünyan’da Kuman ( Kıpçak ), Hazar, Saka ve Uz Türklerine ait yer adları 1071 yılından çok daha önceleri bu bölgeye Türklerin yerleştiklerini göstermektedir. ( Saka, Erek, Sıvgın Bünyan’da köy adı; Uz, Tortin Bünyan’da mevki adıdır. ) Bu bölge 1071 Malazgirt zaferinden sonra 1086 yılında Mehmet Gümüştekin Gazi tarafından feth edilip Danışmentli Beyliğine bağlanmışve Türkleştirilmiştir.
Halı Divan-ı Lügati-t Türk’te “ Kalı “ veya “ Kalıng “ şeklinde belirtilmiştir. Bu kelime bu gün Bünyan’da kullanılan “ Kalın “ kelimesinden başka bir şey değildir. Manası, gelinin başlıca çeyizi halı olduğuna göre Kalın/Kalıh ile halı kelimelerinin birbiriyle ilişkisi ortaya çıkmış olur.Buraya kadar halıcılığın genel manada gelişimini belirttikten sonra Bünyan halıcılığı ve özelliklerini belirtmeye çalışacağız.

Önemli bulgular göstermektedir ki Bünyan halıcılığının tarihinde bu ilçeye bağlı Bürüngüz köyünün de önemli bir yeri vardır. Bürüngüzdeki halkın atalarının Oğuz Türklerinden oldugu ve Özbekistan Tacikistan siniri yakinlarinda Semerkanta 47 km mesafedeki bu gün Bulughuz (Bulunghur-z kelimesi oguz boylarinda bazen r diye telaffuz edilir) denilen sehrinden 9. yüzyilda Arpadlarin yönetimindeki Macaristan’a(bugünkü Romanya sinirlari içerisine) yerlestigi daha sonrada takribi 1180 yilindan hemen sonrada orta Asya’daki obalarinin adi olan Bulung- Guz( Bulung oguzlari-Bulung Türkleri) adini verdikleri bugün ki Bürüngüz bölgesine yerlestikleri anlasiliyor.Sultan Alp Aslan Malazgirt meydan muharebesini yaptigi sirada Guz Türkleri de Bizans ordusuyla birlikte Malazgirt’e gelmis fakat daha önce Alpaslan’in elçileriyle gizlice defalarca görüsüp Alp Aslanla gizli bir anlasma yapan Guz beyleri savas baslayinca Peçenek ve Uz Türkleriyle birlikte Diojenin ordularini arkadan kusatip Alpaslanla birlikte Bizanslilari agir bir yenilgiye ugratmislardir.1180 yillarinda Arpad Türklerinin bir boyunun Seçuklu topraklarina bugünkü Bürüngüz’e yerlestirildigi ve civardaki tüm köylerin ve bir çok kasabanin yönetiminin Arpad hanedaninin bir boyu olan ve Bürüngüzde yasayan bu halka verildigi tahmin ediliyor(bu yönetim hakkının Bünyan halısının tarihi gelişiminde çok önemli yeri vardır.). Macar arastirmaci Dr. Ispay Ferenc. de birçok Müslüman Arpad boyunun Anadolu ya göç ettiginden bahseder Arpadlarin Hiristiyanligi kabul etmeyen Özbek(Uz bek) ve Peçenek kökenli birçok kolu Bizans imparatoru Imp. Johannes Vatatzes tarafindan (1222-1254) Trakya’dan göç ettirilerek Anadolunun çesitli yerlerine yerlestirilmislerdir. Bürüngüz ismi Bulung-Guz yani Bulung Oğuzları anlamına gelmektedir..Bulung Guzlari (Bulung oguzlari) – daha sonra birlesik telafuz edilerek bulungguz-bürüngüz adini almistir. Bulung ismine ilk kez Bilge kaganin Göktürk yazitlarinda rastlariz. Göktürk yazitlari da, dünyadaki milletlerden söz açarken daima, “Tört bulungdaki”, yani, “Dört köse ve yandaki” kavimleri sayarlardi. Göktürk yazitlarinin bu meshur deyimi, bu yazitlar hakkinda az veya çok bir bilgisi olan herkes için, bilinen bir seydir. Bürüngüzlülerin atalarinin yasadigi yer olan Bulunguz bugün hala durmaktadir Özbekistanin (Uzbekistan) bassehri Semerkanta 47 km uzakta bir adet sehir ve bir belde hala ayni BULUNGUZ adıyla durmaktadır. Bundan yaklasik 1000 yil önce özbekistanin buluguz sehrinde dokunan bulung halisi Bürüngüz de yasayan Bürüngüz halki tarafindan Bünyan civarındaki Türkmen köylerine de ögretilmistir. Atalarinin yurdu olan Orta Asya da hali dokuyan Bürüngüzlü kadinlar ata yurtlarinda dokuduklari halilari göç ettikleri bölgelerde de dokumaya devam etmis bölgede yasayan diger Oğuz kadınlarına da ögretmislerdir. Isin enteresan kismi Macaristandan göçüp Türkiye’ye yerlesen Arpat kadinlarinin tamamina yakini hali dokumasini çok iyi bilen insanlardi bunu da yerlestikleri yörelerde dokuduklari halidan anlayabiliyoruz. Özbeklerde hali sözü kali ve kalin sözünden türemistir. Hali kelimesi de kalin, yani kalmak-kalis kelimesinden gelmektedir. Kalin’dan, kiz evlenirken, onunla kalacak “kalinlar” yani, halilar anlasilmaktadir. Kiz evlenirken üç hali, iki torba, iki tane kilim, kizin özel esyalarinin konuldugu dört tane kapçik (torba-yada sandik) verilir dügün esnasinda kiz evinden giden bu çeyizlere kalin denirdi. Bu eski bir gelenekti. Bu esyalar kizin evinde kalacak (kalici) olan esyalardir. yakin zamana kadarda Bünyanda da ayni adet vardi.Kizin çeyizine kalin denir ve törenle kiz evinden oglan evine giderdi. Bünyan’da halı türlerinin isimlerden bazıları Kazak ,Şirvan ve Buharadır.

Bir ay gibi bir zaman içinde yaklaşık altı metrekarelik bir halı dokunabildiğini söyleyen Bünyanlı kızlar, Bünyan halısının santimetrekaresinde ortalama 25 düğüm bulunduğunu belirtiyorlar. Daha çocukken tezgah başına geçip günboyu 10 bin düğüm atan halı dokuyucuları, ürettikleri halılar sayesinde bir yandan ailelerine katkıda bulunurken diğer yandan ülke ekonomisine milyarlarca liralık döviz kazandırıyorlar. Bünyan halılarının karakteristik özelliği birbirine uyumlu açık ton renkleri, kendine özgü desenleri.

Dış piyasalarda haklı üne sahip Bünyan halıları, yılların geleneği olarak Bünyan’da hemen hemen her evdeki halı tezgahlarında üretilmeye devam ediyor. Halı için gerekli ipler Uşak’tan alınıp Kayseri’de boyatılıyor. Bir nevi halı fabrikası görünümündeki Bünyan’da halı dokuyan kızlar, 30-35 günde bitirdikleri 6 metrekare halı sonrası ikinci halıya geçmeden önce bir, iki haftalık dinlenme süresi yaşıyorlar. Dokunan halılar, “ince çiçek buğdaylı, üzümlü, dönmeli, kirpikli” adları verilen geleneksel motifleri taşıyor. Gördes düğümüyle dokunan Bünyan halılarının çözgüsü pamuk ipliğinden yapılıyor.

Spread the word. Share this post!

Leave Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

WP Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com